Dünya planetindeki 50. yılında ayrıntılı bir döküm yapma ihtiyacı duyan “abla” neyin peşinde olduğunu düşündüğünde iki noktaya varır: Bilgi ve sevgi!
Hatırlayabildiği en eski zamanından bu yana, 9 aylıkken yürümeye başlamadan konuşup, kötürüm kaynana örneği oturtulduğu oturaklı hasır iskemlede ona buna lâf yetiştirdiğine, konuşmak için de iyi kötü bilgi biriktirmiş olması gerektiğine göre, "abla", en çok bilmeye çalışır. O günlerden kalan, hatırlandıkça gülünen, yaklaşmakta olan dondurmacıyı haber veren dondurma bağırıyor gibi!.. cümlesi bir klâsiktir! Poşet öncesi zamanlarda, çarşıdan eve gelen nevalenin içinde bulunduğu kesekâğıdı dahil eline geçen her şeyi okuma merakı annesince ustaca yönlendirilir, klâsikler başta olmak üzere okur da okur. Misafirliğe gidilen evin kitaplığından o ziyaret süresinde okuyabileceği, yarım kalıp da aklının takılmayacağı fıkra ya da hikâye kitabı bulup yumulur.
Arkadaşlarının taktığı ve yıllıkta zarif bir biçimde belirttikleri kompüter adını hak eder göründüğü lise çağlarında, nesnelere, kalıpların/belirlenenin dışında bir gözle bakmasını sağlayan halâ pekçok kişinin özenle uzak durduğu E. Von Daniken’i keşfeder; önünde bir olasılık penceresi durmaktadır!
Peşine düştüğü bilgi elbette “abla”nın dışıyla ilgili bilgidir, içerideki kendilik bilgisi ardına düşmesi için önce, öğrenme/bilme merakının doyması, sürekli yenilenen bilginin ardısıra koşmanın anlamını sorgulamaya başlaması, Sebastian’in yörüngesinden Basiret Hanım’ın varlığını sezip onunkine kayması gerekir. Çok uzun yıllar alan ve evet, bilgi ama... dedirten şeyin ne olduğunu henüz tam olarak çözememiş olsa da “abla” Basiret Hanım varlığından artık emindir.
Bilgiye olan açlığının ardında belli belirsiz sonsuzluk arayışının gölgesini algılaması, sevgi peşindeki yolculuğu sırasında ortaya çıkar. “Abla” her daim gaayet dünyevi görünse de, sonsuz aşkın peşindedir: Kendisini çok sevip ölene dek sevecekmiş gibi görünen ilk eşiyle evlenirken, elinde, kendince çok güçlü bir bilgi vardır. Burçların özelliklerini anlatan kitaplıktaki en hırpalanmış kitap der ki, Akrep Burcu erkeği sevdiğini, ölümsüz bir aşkla sonsuza dek sever! Muhteşem! Yeşil gözlü koca adayı Akrep Burcu üyesidir; kayınvalidesinin, oğlunun doğum tarihiyle ilgili, evlenmelerinden epey bir zaman sonraki sohbet sırasında yaptığı, 10. ayın 10. günü açıklamasına kadar! Nüfus cüzdanı bilgisini esas alan “abla” evliliklerinin 6. yılında, başka birini seven, Akrep görünümlü Terazi kocasınca terk edilir.
Bu bozgun “abla”nın aklını başına getirmez! Bildiği biçimdeki tek sevgi arayışını, evet bu kez doğru kişi, sonsuz sevgi bu, ötekiler değil! coşkulu başlangıçlarını, Sebastian kaynaklı kişilik pürüzlerinin neden olduğu çekişmelerle aşındırıp, yeni bir doğru kişiyle karşılaşana dek sürdürür... aynı reçeteyi tekrarlamakta olduğunu fark edip kendi deyimiyle oyundan çekilene dek! Amansız sonsuz sevgi arayışının tekrar tekrar dönülen ilk durağının aslında kendini sevip/sevmemekten ibaret olduğunu o ara farkeder: Ve kendini sevmedikçe, bir başkasının gelip ne sevilesi, tapılası biri olduğunu söylemesi, içerdeki kendini sevmeme çukurunu, beş dakikada bir Beni seviyor musun? Çok seviyorum’la ona doldurtmaya çalışmanın olanaksızlığını...
Annesi, ne kadar, sık sık tekrarladığı gibi iki kere iki dört mertebesinde mantıklı bir kadınsa, “abla”nın ruh ile ilgili yarı ürkütücü hikâyeleri okuduğu Ruh ve Madde Yayınlarını izleyen babası bir o kadar romantik, duygulu, mistik bir adamdır.
Bu dikkate değer karışımın meraklı çocuğu “abla” 20’li yaşlara kadar ana babasının yükledikleriyle yarattığı Dünya görüşünden 20-30 yaş arası ufak ufak şüphelenmeye başlar. Eski bilgiyle ayak uydurmak pek mümkün görünmediğinden, değişmekte olan gidiş için yeni bir Dünya görüşü üretmeye çalışan “abla”, Basiret Hanım'ın henüz isimsiz desteğiyle 30’lu yaşları başında şu temel bilgiye ulaşır: Her şey bundan ibaret olamaz! 40’lı yaşlar “abla” için sonsuzluk anlamına gelen Herşey bundan ibaret olamaz! dışında ne olabileceği araştırmasıyla geçer ki bu, içinde kaynağının, “abla”nın bizzat kendisinin olduğu bilgi ve sevginin sonsuzluğu fikrini, sizi yeniden deri verip cehennem ateşinde yakacağız diyen Tanrı yerine, gözden geçirip güncellediği, “abla” ile işbirliği içinde sınırsız sevgi, merhamet, hoşgörü ilhâm eden Tanrı düşüncesini barındırır.
Öte yandan Basiret Hanım’ın yönlendirmesiyle kendine yolculuğu sırasında karşılaştığı 5 sayısı, mistik açıdan değişim anlamına geldiğini öğrendiği, değişimin enerjisini barındıran sayıdır. Bu açıdan “abla”nın, 1958 yılının (1+9+5+8=5) 5. ayının 23. gününde 2+3= 5 doğarak taaa başından saf, sağlam bir değişim iddiasıyla Dünyaya geldiği söylenebilir.20-30’lu yaşlarından başlayarak bir tuhaflık sezdiği Dünya düzenini değiştirmeye kendisinden, kendi deyimiyle tam bastığı noktadan başlaması gerektiği bilgisine varır varmaz yola çıkışı boşuna değildir.
Etiketler: Akrep Burcu, E. Von Daniken, Ruh ve Madde Yayınları


1 Yorum:
Bu yazını sanırım 3.okuyuşum...çok sevdiğimi söylemiş miydim? :)) Sevgiler...
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa